|
|
MEHTER
TARİHİ
Dünyanın en eski askeri bandosu olan mehtere ilk olarak Orhun Kitabelerinde
rastlanmaktadır. Bu kitabelerde “Kübürge” ve “Tuğ” olarak anlatılan askeri
bandonun,XI. yy’da yazılmış Divan-ü Lügat-it Türk’de Hakanların huzurunda
müzik yaptığını anlatılır. O zamanlarda küvrük(kös), tomruk (davul), çenk
(zil) ve nay-i türki adındaki sazlardan oluşan “Tuğ” lar, savaşlarda ve özel
günlerde müzik yapmaktaydılar. Ayrıca “Tuğ” Türklerde hakimiyetin de sembolü
olmuştur. O kadar ki, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’ye Anadolu
Selçuklu Hükümdarı II. Gıyaseddin Mes’ud beylik yetkisini tuğ, sancak, boru,
zil ve davul göndererek vermiştir. Yani mehter Osmanlı Devleti’nin
kuruluşuyla yaşıttır. Daha sonra mehter, bünyesinde barındırdığı sazlardaki
değişikliklerle kapatıldığı 1826 tarihine kadar gelişmesini sürdürür.
Dünyanın ilk askeri bandosunun tekrar yaşatılmaya başlanması ise 1914
tarihine rastlar. Bu tarihten sonra da Cumhuriyet Türkiye’sinde günümüze
kadar yaşatılmıştır. Kültür Bakanlığı Mehterin askerî çehresinin yanı sıra
“Esnaf Mehteri” denilen ve sivil müzik icra eden tarafını da ortaya koymak
ve çok geniş repertuara yer vermiş olmak maksadı ile 1992 yılında
İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu Mehter bölümünü kurmuştur. Bu şekilde mehter müziğinin bütün
yönleri ile tekrar yaşamasını sağlamış ve tüm dünyada tanıtılmasını teşvik
etmiştir. İstanbul Tarihi Türk Müziği topluluğu, bünyesindeki üç katlı mehteri ile yurtiçinde
İstanbul ve pek çok şehirde ve yurtdışında Japonya, Almanya, Portekiz
gibi ülkelerde yüzlerce konser vermiştir. Bu konserlerde, üzerine düşen
tarihi, kültürel ve sanatsal görevin sorumluluğu içinde hem klasik mehter
repertuarını icra etmiş, hem de yeniliklere açık olarak caz ve senfonik
orkestralarla müşterek programlar yapmıştır.
KONSER DÜZENİ
İlk
kurulduğu yıllarda çember biçiminde dizilen mehter, sonraları yarım daire
(hilâl) biçiminde dizilmeye başladılar. Günümüzde de bu biçimini
korumaktadır. Mehterbaşı denilen ve mehteri yöneten kişi hilâlin tam
ortasında bulunur. Bayrağımızın ay-yıldızı gibi... Mehter konseri sazlar ve
seslerin sahneye çıkmasıyla başlar. Sonra çevgânbaşı (Baş Mehter Ağa) adı
verilen kişi mehterbaşını “Vakt-i sürur u safa, Mehterbaşı hey, hey “
diyerek sahneye çağırır. Mehterbaşı çıkar ve selamını verir. İcra edilen her
eserin bitiminde halka selam veren Mehterbaşı, bir sonraki eseri de burada
anons eder. Konser bitiminde mehterbaşı “Gülbank” denilen özel düzenlenmiş
ve kalıplaştırılmış olan bir dua okur. Konser bu şekilde sona erer. Mehterin
bu şekilde verdiği konserlere “nevbet” adı verilir.
Mehter
nevbet haricinde yürürken de müzik yapabilir. Yürüyüş, mehterbaşı önde,
mehter arkada, sağ ayakla başlayıp her üç adımda bir sağa ve bir sola halkı
selamlayarak yapılır.
Mehter, nevbetini sadece savaş sırasında vurmazdı. Önceleri günde beş kez
her namazdan önce çalınırken, daha sonra sadece ikindi namazından önce
çalındı. Bu rutin günlük icralardan başka, elçi alaylarında, savaşlarda,
kılıç alaylarında, şehzade ve sultanların doğum ve sünnet düğünlerinde,
zafer müjdesi verildiğinde, esnafların peştemal kuşanmalarında ve bunun gibi
eğlencelerde de çalınırdı.
Mehter “kat” adı verilen gruplardan oluşur. Katlar mehterdeki enstruman
adedine göre değişir. Mehter, 1’den 13 katlıya kadar olabilir. Örneğin üç
katlı bir mehterde, üç davul, üç nakkare, üç zil, üç boru, üç zurna, bir kös
ve 12 çevgân (diğer sazların dört misli) bulunur. 13 katlı Mehter yalnızca
Padişaha aittir.
REPERTUARI
Mehter, sanılanın aksine sadece marş çalmaz. Kendi yapısına uygun kâr, karçe,
beste, semai, fasıl şarkıları, serhat ve rumeli türküleri, peşrev ve saz
semaileri de mehterin repertuarı içinde yer alır.
KIYAFETLER
Saz
başları kırmızı cübbe, kırmızı kavuk, kırmızı şalvar, sarı üç etek ve sarı
yemeni giyerler. Diğer sazlar koyu mavi cübbe, kavuk, şalvar ve renkli üç
etek ile kırmızı yemeni giyerler. Çevgânlar da saz başları gibi giyinirler.
AÇIKLAMALAR
Mehter;
cevgen,
zurna,
boru,
nakkare,
zil,
davul ve
kös çalan gruplardan
oluşur.
Çevgâni : Çevgan çalanlara verilen isim. Çevgan; üzerinde ziller bulunan ve
yukarıdan aşağıya doğru sallanarak çalınan bir çalgıdır. Bu saz, mehterde
koro tarafından çalınır. Her korist elinde bir
cevgan taşır.
Zurna-zen :Zurna çalanlara
denir.
Boru-zen : Boru çalanlara bu ad verilir.
Nakkare-zen : Nakkare çalanlara denir. Nakkare; bir çift küçük bakır kasenin
üzerine gerilmiş deriden meydana gelir ve zahme adı verilen iki küçük
bagetle çalınır.
Zil-zen : Zil çalanlara denir. Zil; batı müziğinde kullanılan cymbal’in
karşılığıdır.
Davul-zen : Davul çalanlara bu isim verilir. Büyük bir kasnak etrafına
gerilmiş derilerde medana gelir. Bir yüzüne tokmak ile diğer yüzüne değnek
ile vurularak çalınır.
Kös-zen : Kös çalanlara verilen isimdir. Kös, nakkarenin çok büyüğü olarak
tarif edilebilir. Batı müziğindeki timpaninin atasıdır.
|